Ne Mutlu Türküm Diyene
Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
Toplam 17 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 17 arasi kadar sonuc gösteriliyor

DP Kafe - Off Topic Hayata Dair

Bu Sayfa Forumdaki  DP Kafe - Off Topic Hayata Dair Konularının Listesini İçerir .

  1. #11
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091
    R_UU
    Dürbün Nedir




    Dürbün, uzaktaki cisimleri gözlemlemekte kullanılan ve içine gözmercekleri (oküler) yerleştirilmiş iki tüpten oluşan optik alete denir. Aynı çerçeveye yerleştirilen tüplerdeki mercek sisteminin odak noktası çoğunlukla tak bir ayar halkasıyla yapılır, ama her tüpü ayarlanan dürbün türleri de vardır.

    Çoğu dürbünde her tüpün içinde iki prizma vardır. Bu prizmalar, gözmerceğinin ters çevirdiği görüntüyü yeniden doğrultur. Prizmalar, ışık ışınlarının tüpün içinde katedeceği uzaklığı arttırarak, dürbünün uzunluğunu azaltır. Ayrıca, objektif mercekleri arasındaki uzaklığın, gözmercekleri arasındaki uzaklıktan daha fazla olmasını olanaklı kılarak daha iyi bir stereoskopik etkiye(uzak mesafelerdeki görüntülerde derinlik özelliği) yol açarlar.
    Dürbünler genellikle, 6*30, 7*50, ya da 8*30olarak sınıflandırılır. İlk sayı objektif merceğinin büyütme oranı, ikicisi ise milimetre cinsinden çapını belirtir. Merceğin çapı, dürbünün ışık toplama gücünün bir ölçüsüdür. Derinlik etkisinin önemli olmadığı durumlarda, tekgözmercekli (monoküler) dürbünler kullanılır. Bunlar temelde çift tüplü dürbünlerin yarıya bölünmüş türleridir. Basit ve ucuz mercek sistemlerinden yapılan tiyatro dürbünlerinin görüş açısı dardır ve büyütme oranları 2,5-4 arasında değişir.
    R_A

  2. #12
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091

    TC

    R_UU
    Malül gazi ne demek




    MALUL GAZİ : Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından; Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarını korumak ve güvenliğini sağlamak görevi ile harpte veya Devletin bekasını hedef alan terör örgütlerine karşı yurtiçi ve yurtdışı mucadelede her çeşit düşman veya terörist silahlarının tesiriyle veya harp bölgesindeki harekat ve hizmetler sırasında, bu harekat ve hizmetlerin sebep ve tesiriyle yaralanarak tedavileri sonucunda sakatlığı rapor ile kesinleşenleri ifade eder.
    MUHARİP GAZİ: Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından harbe fiilen katılanları, ifade eder.
    GAZİLER GÜNÜ:19 Eylül, GAZİLER GÜNÜ olarak kutlanmaktadır. Gaziler gününde yapılacak törenler, Başbakanlığın 24 Ağustos 2003 tarih ve 25209 sayılı resmi gazetede yayınlanan yönetmeliği esaslarına göre düzenlenir.
    Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik orunu vardır. Her Türk de bu orunlara kavuşmak için vatanı, milleti, bayrağı, milli marşı, soydaşları ve kutsal değerleri için savaşır. Çünkü milli hasletimizde olan bu duyguların, Türk ulusu ve her bireyi için vazgeçilmez bir anlamı ve önemi vardır.
    Türk Milleti bunun en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen “Kurtuluş Savaşı”nda yaşamıştır. “Ya istiklal, ya ölüm!” demiştir. Türk tarihi böylesine “kahramanlık günleri” ile doludur. Kahramanlık günlerini şehit ve gazilerimize borçluyuz. Destanlar yaratan şehit ve gaziler tek tek birer onur abidemizdir.
    Vatanı uğruna ölümü göze almış kahraman Türk Ordusu, daha sonra dünya barışını korumak için görev almıştır.
    1950–1953 yılları arasında barış için Kore’de savaşmıştır. 1974 yılında soydaşlarımızı yok olmaktan kurtarmak için, “Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmiştir. Yine Mehmetçik barışı korumak için, Bosna-Hersek, Somali ve Kosova’ya barış gücü olarak Birleşmiş Milletler kararıyla gitmiştir.
    l. Dünya Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’nda Kore Savaşı’nda ve Kıbrıs Barış Harekatı’nda birçok askerimiz şehit oldu, bir kısmı da gazi olarak geri döndü. Devletimiz bir yasa ile şehit yakınlarına “Övünç Madalyası” vererek şehitlik maaşı bağlar. Yine gazilere de madalya ile aylık maaş verir ve tedavi, ulaşım gibi hizmetlerde ücretsiz olanaklar tanır. Türk ulusu için, “şehitler nurlanmış” ve “gaziler onurlanmış” şahıslar demektir. Bunların en başında da; Başkomutan, Gazi, Mareşal ve Ulusal önder Mustafa Kemal Atatürk gelmektedir.
    Türkiye gazileri 19 Eylül 1983 tarihinde “Türkiye Muharip Gazileri Derneği” altında bütünleşmişlerdir.19 Eylül aynı zamanda Atatürk’e 1921 yılında Mareşallik rütbesi ile gazilik unvanının verildiği gündür. Bu nedenle, yurdumuzda her yıl 19 Eylül “Gaziler Günü” olarak kutlanmaktadır.
    Aynı gün diğer bir deyimle “Kahramanlık Günü” olarak da kutlanmaktadır. Yerel kurtuluş günleri de gazilerimiz ve kahramanlarımız için birer anma günüdür. Şehitlerimizin ruhlarını huzurlu kılmamız için, savaş arkadaşları gazilerimizi hak ettikleri değeri vererek, onları her yerde ve her zaman onurlandırmalıyız.
    R_A

  3. #13
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091
    R_UU
    Dâvûd Aleyhisselâm




    Kur’ân-ı kerîmde adı geçen ve İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdâr idi. Soyu Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna ulaşır. Süleymân aleyhisselâmın babasıdır. Kudüs’te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefât etti.
    Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
    Dâvûd’a Zebûr’u verdik. (İsrâ sûresi: 55)
    İnsanın yediklerinin en hayırlısı, iyisi, bileği ile kazanıp yediğidir. Allahü teâlânın peygamberi Dâvûd (aleyhisselâm) , elinin emeği ile kazanıp yerdi. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)
    Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâmdan sonra, İsrâiloğullarına bir çok peygamber gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrât’ın hükümleriyle amel etmeye dâvet etti. Fakat zaman geçtikçe azgınlaşan İsrâiloğulları, Tevrât’ın hükümlerini değiştirdiler, peygam berlerini dinlemediler ve ahlâkları tamâmen bozuldu. Allahü teâlâ Amâlika kavmi hükümdârı Câlût’u onların başına belâ olarak gönderdi. Câlût İsrâiloğullarını vatanlarından sürüp çıkardı. Daha sonra, Tâlût isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene koydu. Câlût’un üzerine yürüdü. Tâlût’un ordusunda bulunan ve henüz genç yaşta olan Dâvûd aleyhisselâm Câlût’u öldürdü. Tâlût’un ölümünden sonra, İsrâiloğullarının hükümdârı oldu. Bir müddet sonraAllahü teâlâ onu İsrâiloğullarına peygamber olarak gönderdi. Kendisine İbrânî dilinde olan Zebûr kitâbı verildi. Hem peygamber, hem sultan yâni hükümdâr idi.
    İnsanları Allahü teâlânın dînine dâvet etti ve adâletle hükmetti. Kudüs’te Mescid-i Aksâ adı ile Kur’ân-ı kerîmde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleymân aleyhisselâma vasiyyet ederek, yüz yaş ında âhirete göçtü.
    Allahü teâlâ dağları, taşları, kuşları onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebûr’u okumaya başladığı zaman, kuşlar havâdan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebûr’u tekrar ederlerdi.
    Allahü teâlâ Dâvûd aleyhisselâma, demiri ateşe sokmadan ve dövmeden istediği şekli verebilme mûcizesi vermişdi. Demirden zırh yapar elinin emeğiyle geçinir, devlet hazînesinden bir şey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Dâvûd’un huzûruna gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi. Dâvûd aleyhisselâm her işinde Allahü teâlânın rızâsını gözetir, çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Bir gün oruç tutar, bir gün iftâr ederdi. Gecenin ancak üçte bir kısmında uyur, geri kalan vakitlerini ibâdet ile geçirirdi. (Nişancızâde Muhammed Efendi, Taberî)
    R_A

  4. #14
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091
    R_UU




    Kuyruklu yıldız nedir




    Gökyüzünde zaman zaman parlak bir baş ve uzun bir kuyrukla gözlenen bu gök cisimlerine kuyrukluyıldız adı verilir. Gökyüzünün herhangi bir yerinde aniden gözlenen bu gök cisimleri geçmişte dehşet, korku ve batıl inanç nedeni olmuştur. Kuyrukluyıldızlar Güneş etrafında elips, parabol ve hiperbol yörüngeler üzerinde hareket eder. Yörüngeleri parabol ve hiperbol olan kuyrukluyıldızlar Güneş etrafında dolaştıktan sonra uzayın karanlığında kaybolur. Yörüngesi elips olanlar düzgün aralıklarla tekrar görülür. Böyle kuyrukluyıldızlara dönemli kuyrukluyıldız adı verilir. Bugün 100′den fazla dönemli kuyrukluyıldız bilinmektedir. Bunların dönemleri 33 ile 10000 yıl arasında değişir.
    Buz, toz ve kaya parçalarından oluşan kuyrukluyıldız çekirdeği kirli bir kartopunu andırır. Orta büyüklükte bir kuyrukluyıldızın çekirdek çapı bir kaç kilometreden daha büyük değildir. Çekirdek Güneşten çok uzaklarda uzayın dayanılmaz soğuğunda ömrünün büyük bir kısmını sanki uykuda geçirir. Kuyrukluyıldız, Güneş yakınlarına geldiğinde yüzey tabakalarının sıcaklığı yapısında bulunan buzu bozmak için yeterli derecede artar. Bir maddenin doğrudan doğruya katı yani buz durumdan buhara dönüşmesi olan bu bozulma işlemi o cismin ısınması ile gerçekleşir. Bu etkinlik çekirdeği çevreleyen ve baş olarak tanımlanan gaz ve toz bulutunun oluşmasına neden olur. Saniyede bir kaç yüz metrelik hızlarla çekirdekten uzaklaşan atom ve moleküller bu yapıyı oluşturur. Çekirdekten akarak uzaklaşan gaz, sürtünme kuvvetleri nedeniyle toz parçacıklarını da beraberinde sürükler. Baş genellikle çekirdekten itibaren on bin kilometre ile bir milyon kilometreye kadar uzanabilir. Kuyrukluyıldız Güneşe iyice yaklaştığında başın yanı sıra Güneşe ters yönde bir de kuyruk oluşturur. Güneş kuyrukluyıldızın başındaki toz ve gazları projektör gibi aydınlatarak, kuyrukluyıldızı görünür duruma getirir. Güneşten gelen yüksek enerjili morötesi ışınım fluoresans gibi ışık üreten diğer mekanizmalarında devreye girmesini sağlar.
    İKEYA-ZHANG KUYRUKLUYILDIZI
    Kuyrukluyıldız ilk kez deneyimli kuyrukluyıldız avcısı Japon İkeya Kaoru ve Çinli Daqing Zhang tarafından gözlendi. Halen Kuzey yarıküreden küçük teleskoplarla gözlenebilen kuyrukluyıldız Güneşe en yakın konumuna 18 Mart günü (75.8 milyon km), Dünyaya en yakın konumuna da 28 Nisan (60.5 milyon km) günü erişecek. Yörüngesini yanda gördüğünüz kuyrukluyıldızın yörünge hesapları her 500 yılda bir kuyrukluyıldızın Güneşin etrafında bir tur attığı tahminlerini kuvvetlendirmekte. 1532 ve 1661 yılında gözlenenen parlak kuyrukluyıldızlardan birinin bu kuyrukluyıldız olabileceği düşünülmekte. Parlaklık tahminleri parlaklığının ışık kirliliğine uğramış yerleşim bölgelerinden bugünlerde çıplak gözle görülebilmesi için yeterli olamayacağı yönünde. Tabii yeni sürprizler olmazsa. C/2000 WM1 ( LINEAR ) kuyrukluyıldızı gösterdiği ani parlaklık artışları ile Güney yarıkürede geçtiğimiz günlerde görsel bir şölene yol açtı. İkeya-Zhang kuyrukluyıldızı akşamları Güneş battıktan sonra Batı-Kuzeybatı yönünde küçük teleskoplar ve el dürbünleri ile gözlenebilecek parlaklık ve konumda. En parlak durumuna Güneşe en yakın olduğu günlerde Mart ayının ortalarında ulaşacak. O tarihlerde ne yazik ki oldukça alçak ufka yakın bir gök cismi olacağı için yerleşim yerlerinden gözlemi neredeyse olanaksız gibi.Gözlem alanını mutlaka ışık kirliliğinden uzak olabildiğince karanlık bölgelerde seçmek gerekmekte.
    DİĞER KUYRUKLU YILDIZLAR
    Hale-Bopp Kuyruklu yıldızı
    Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızı
    Swift-Tuttle kuyrukluyıldızı
    Halley kuyrukluyıldızı
    Ikaye-Zhang kuyrukluyıldızı
    Kuyruklu yıldız nedir
    Kuyrukluyıldızlar Güneş’in çevresinde dönen, kirli dev kartoplarına benzerler ve genellikle onları keşfeden insanların adlarıyla anılırlar .
    Gezegenlerden çok farklıdırlar. Yörüngeleri çok basık olduğundan zamanlarının büyük bir kısmını Güneş’ten uzakta geçirip çok kısa bir süre için Güneş’e yaklaşırlar . Güneş’e yaklaştıklarında ısınıp eridikleri için gaz ve tozdan oluşan bir kuyruğa sahip olurlar . Bazı kuyrukluyıldızların yörüngeleri çok eğimli olduğundan binlerce yıl boyunca Güneş sisteminin diğer üyelerinden çok aşağıda veya çok yukarıda bulunabilirler . Çoğu kuyrukluyıldızın çapı 10 km’den küçüktür ama bunlar Güneş’e yakın olduklarında çıplak gözle kolayca görülebilirler . Genellikle dağınık , puslu ışık lekeleri olarak gözlenirler . Ara sıra , çok parlak bir kuyrukluyıldız , uzun , gümüş renkli kuyruğuyla göğü boydan boya geçerek ışıldağa benzer bir görüntü sergiler . Bir kuyrukluyıldızın , Güneş çevresindeki dolanma süresine o yıldızın periyodu denir . Dolanma süreleri 3.3 ile 150 yıl arasında olanlar periyodik kuyrukluyıldızlardır . Dolanmaları binlerce yıl sürebilen diğerleri periyodik olmayanlar diye adlandırılır . periyodik olmayanların ne zaman görüneceğini bilmek olanaksızdır . İngiliz astronom Edmund Halley 1682 yılında gördüğü kuyrukluyıldızı , 1531 ve 1607 yılında ( 76 yıl arayla ) görülenlere benzer özellikler gösterdiğini fark etti . Her gelişinde yeni bir kuyrukluyıldız olarak kaydediliyordu . Halley bunların aynı kuyrukluyıldız olduğunu anladı ve yeniden 1758 ‘de görüneceğini tahmin etti . Gerçekten Halley’in 1742 ‘deki ölümünden 16 yıl sonra kuyrukluyıldız yeniden göründü.
    R_A

  5. #15
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091

    TC

    R_UU


    Ekmek


    Ekmek, çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun ateşte, sac üzerinde, tandırda, fırında veya tepside pişirilmesiyle hazırlanan yiyecektir.

    Ekmeğin yapımı
    Ekmeğin yapımında başlıca üç işlem yer alır. Yoğurma, mayalama ve pişirme. Yoğurma, unu hamura çevirir. Mayalama, hamuru ekşitip kabartır, pişirme ise ekmek haline getirir.

    Ekmek Nasıl Yapılır

    Un, su, tuz ve maya bir kazan veya teknede birbirine karıştırılarak yoğrulur, una su karışınca erimeyen kısımlar (glikoz, tuz vb.) dışında erimeyen kısımlar (glüten, nişasta) su emerek şişer. Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır. Yoğurma, eskiden teknelerde elle ve ayakla yapılırdı. Şimdi köylerde ve küçük kasabalarda gene böyle olmakla beraber şehirlerde makineyle yoğrulmaktadır.
    Yoğurma şekli ne olursa olsun, ekmeklik hamur, su ve un oranına göre üç çeşide ayrılır:
    • Lüks ekmek hamuru (% 65 su)
    • Ekmeklik hamur (% 60 su)
    • Çöreklik hamur (% 40 – % 45 su)
    Yoğurma işlemi sırasında hamura bir miktar maya katılır. Bu maya, bir parça ekşi hamur olabileceği gibi fennî hamur mayası da olabilir. Birinci şekilde pişirici, ekmek hamurundan bir parçayı bir kenara ayırır, ertesi gün yoğuracağı hamura katar. Fennî mayalarsa, sıvı olarak hamur suyuna katılır. Sıcak bir yere konan hamurun içindeki mayalar şekerlerle karışınca alkol ve karbon gazı oluşur. Gaz kabarcıkları hamuru kabartır; kabarcıklar arada bir patlar, gaz salıverir. Ekşime teknede başlar, hamur parçalara ayrılıncaya kadar sürer. Elverişli büyüklükte parçalara ayrılan hamur, istenilen şekil verilerek fırına atılır ve pişirilir.
    Ekmeğin ortalama bileşimi:
    • Su (yüzde 30-40)
    • Proteinler (% 6 – % 8)
    • Glüsitler (% 50 – % 55)
    • Lipitler (% 0,4 – % 0,8)
    • Madenî tuzlar (% 1,5 – % 2)
    • Ekmek Fırını
    Fırınların ortalama sıcaklık derecesi 250 °C’tır; fakat su oranı yüksek olduğu için ekmeğin sıcaklığı 100 °C’ı aşmaz. Fırında mayalı hamurun içindeki alkol, karbon gazı ve suyun bir kısmı çıkar, ekmek hafifleyerek gevşek ve gözenekli bir yapı kazanır. Ekmeğin kalitesi, kullanılan una ve pişirme süresine bağlıdır. 74 – 76 randımanlı unlardan francala, 78 – 80 randımanlı unlardan beyaz ekmek, daha yüksek randımanlı (kepekli) unlardan kara ekmek (kepekli ekmek) elde edilir.
    Taze ekmeğin sindirimi zordur. Ekmek, fırından çıktıktan en az 6 saat sonra yenmelidir. Ekmek durdukça kendiliğinden değişikliğe uğrayarak sertleşir ve bayatlar. Bayatlama sadece su kaybından değil, ekmekteki maddelerin de değişikliğe uğramasından ileri gelir. Ekmekleri karıştırmak için içerisine baklagillerden çeşitli tohumların unları, patates unu, yemek sodası, ağırlaşsın diye barit sülfat gibi maddeler katılır. Bu gibi hile ile karıştırmalara ve eksik ağırlıkta ekmek çıkarılmasına karşı belediyelerce sıkı mücadele yürütülür. Belediye nizamalarınca ekmek hamuruna ağırlaştırıcı (alçı, kil, kemik unu vb.) kabartıcı, buzuk unları ıslah edici (bakır ve çinko sülfat, şap vb.) maddelerin katılması, iyi pişmemiş hamur ekmeklerin satışa çıkarılması yasaktır ve belediyelerce cezalandırılır.
    Türkiye'de ekmek
    Türkiye’de ekmek genel olarak buğdaydan yapılır. Buğdayın kıt ve pahalı olduğu yerlerde sırf arpa, mısır ve çavdar unundan ekmek yapılabildiği gibi bu tahılların unu belli bir oranda buğday ununa katılarak karışık ekmek de yapılır.
    Pişirme tarzına göre ekmekler
    Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.
    Ev ekmeği, hamuru evlerde elle yoğrulan, saçta, tandırda veya ilkel fırınlarda pişirilen ekmeklerdir. Saçta pişirilen ekmeğe bazlama ve yufka denir. Tandır ekmeğinin en yaygın şekli pide’dir. Ev fırınlarında ise daha çok somun yapılır. Güllâçlar ise mayasız ekmekten yapılır.
    Fırın ekmeği, şehir ve kasabalarda, ordu birliklerinde, klasik odun fırınlarında yapılan ekmektir. Fırın ekmeğinin en yaygın şekli, altı düz, üstü bombeli, değirmi bir ekmek olan somun’dur. Somun, francala biçiminde uzun olarak da yapılır.

    Ekmeğin tarihçesi
    Ekmeğin, medeniyetle birlikte, Uzakdoğu’da ortaya çıktığı tahmin edilebilir. Ekmeğin yapımı Mısır’da çok eski tarihlerden beri biliniyordu. İlk zamanlarda ekmek yapmak için, iyice kızdırılmış yassı taşlar kullanılıyor, bunlarla bir çeşit peksimet pişiriliyordu. Sonraları ocakların üstlerine konan ızgaralar kullanılmaya kullanılmaya başlandı. Daha sonra tuğladan veya topraktan, küçük fırınlar icat edildi. Roma’da vatandaşlar ekmeklerini evlerindeki fırınlarda pişirirlerdi. Fırıncıların bir çeşit lonca meydana getirmeleri ancak Trajanus devrinde olmuştur. Ekmek yemek alışkanlığı Roma İmparatorluğu’nun bütün diğer bölgelerine İtalya’dan yayınlanmıştır

    Ekmek diyetleri
    Eskiden ekmek tedavide çeşitli alanlarda kullanılırdı. Glüten ekmeği, suda eriyen kısımlarından ve nişastasından ayrılmış unla yapılır; taze soya ekmeği, soya unuyla yapılır. Şeker hastalarının diyetlerinde genellikle bu tip ekmekler kullanılır. Diğer ekmekler azotemi ve damar sertliği hastalarının rejimlerinde verilir: az azotlu ekmek ve tuzsuz ekmek gibi.

    Evde ekmek yapımı
    Evde ekmek yapımı son zamanlarda çok yaygınlaşmıştır. Ekmek makinalarının fiyatlarının düşmesinin bir etkisi olarak evde ekmek yapımı giderek yaygınlaşmıştır. Makine ile önerilen ölçü birimlerini kullanarak yapılan ekmekler çok lezzetli ve sağlıklı olabilir. Normal ekmek yapımı için örnek bir tarif şöyledir. 1 Kg un, 600 ml kadar su, 25 gr maya, 25 gr tuz iyice karıştırılır, yoğrulur ve 30-40 dakika çukur ve geniş bir kaba konarak üstü plastik bir örtüyle örtülür. Sonra bastırıp yuvarlayarak havası alınıp, şekil verilir. Uzun ya da yuvarlak biçimde şekil verildikten sonra 40 ile 60 dakika kadar tepside üstü naylon örtüyle örtülerek yine hava almayacak şekilde mayalanması beklenir, son anda üzerine yoğurtla ya da unla sulandırılmış sıvı sürülür. Daha sonra doğru yerlerden kesikler atılarak 220-230 °C derece fırında pişirilir.
    R_A

  6. #16
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091
    R_UU
    Borik Nedir



    Endüstride çok yaygın ve çok çeşitli kullanım alanlarına sahip bor bileşiklerinin önemi ve kullanım alanı gün geçtikse artmaktadır. Günümüzde 400’den fazla üründe vazgeçilmez bir element olarak kullanılmaktadır. Kullanım alanları günlük hayatımızın hemen her yerinde borun kullanıldığını görmek mümkündür. Bor camlarda, motor yağlarında ve çelik jantlarda, araba boyalarının içine katılarak parlaklığı ve kolay çizilmemeyi sağlıyor. Lastiklerin içindeki çelik teller de borla güçlendiriliyor, bilgisayarlardan wolkmenlere kadar bilgi akışını kesintisiz sağlayan ince optik liflerde bor olmadan sağlam olmuyor, tarım ilaçlarında ve gübrelerde, gıda ve hamur işi yapılan kalıplarda da bor kullanılıyor.

    Dünyada yıllık bor tüketiminin kullanıldığı alanlar yüzde olarak şöyledir. %41 izolasyon, fiberglas, ve tekstil sanayinde, %13 seramik ve bileşikleri sanayinde, %12 deterjan ve temizlik sanayinde, %8 metalurji sanayinde, %7 tarım sanayinde ve %19’da diğer sahalarda kullanılmaktadır.
    Asid Borik Nedir
    Hekimlikte ve halk arasında çok tanınmış olan ilaçlardan birisidir.
    Asidborik beyaz bir tozdur. Parlak pullar halinde de bulunur. Kokusu yoktur. Lezzeti gayet hafif ekşidir. Suda çok erimez. Bir litre sıcak suda ancak (40) gram kadar Asidborik eritmek kabildir. Bu su hafifçe mikrop öldürme kudretindedir. Tatbik edildiği yerde tahriş , yapmaz. Onun için bazı göz hastalıklarında göz banyosu; kulak, boğaz hastalıklarında gargara ve kulak yıkanması için, sidik torbası iltihaplarında ise lavaj suyu olarak çok kullanılır. (100) gram vazelin içerisine (10) gram asidborik karıştırılarak yapılan merhem (Asidborik merhemi) yaralar, yanıklar, egzama, çakma, er genlik., gibi deri hastalıklarında, el ve yüz çatlaklıklarında, yumuşatıcı, güzel bir merhemdir.
    Asidborikli gaz bezleri yara pansumanlarında kullanılır. (0,20) gram (Menthol), (20) gram Asidborikle karıştırılırsa güzel kokulu bir nezle enfiyesi olur. Bu enfiyeden birer parça buruna çekmek nezleye pek iyi gelir. Çünkü hem Menthol, hem de Asidborik, her ikisi de, mikropları öldürmek hassasını haizdirler.
    (Bu nezle enfiyesini, kokusunun çabuk kaçamaması için, kapağı iyi kapanmış kutular içinde saklamak lazımdır.)



    R_A

  7. #17
    Dp Üye muhteşemturan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.Ekim.2013
    Mesajlar
    1,091
    R_UU



    Kürek Sporu Hakkında Bilgiler






    İnsanoğlunun denizler ve akarsularla basit araçlar kullanarak mücadelesini temel alan bir spor dalıdır. Küreğin ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı tam olarak bilinmiyor. Ancak tarihsel kaynakların çoğu, küreğe benzer gereçlerin ilk olarak Akdeniz’de görüldüğünü, ilk kürek yarışmasının da Mısır’da Nil Nehri üzerinde yapıldığını öne sürerler. İlk kürek yarışı 1715 yılında İngiltere’de Thames Nehri’nde yapıldı. 1900 Paris Olimpiyatlarından beri olimpiyat programında yer alır.


    Kürek Sporu
    Her kürekte vücudun tüm kaslarını hareket ettirmek, tüm kaslara olabileceği kadar yüklenmek, küreği palası sudan çıkıp tekrar suya girinceye kadar nefes almak, sonra hiç bitmeyecek gibi tekrar asılmak küreklere…

    Kürek, insan vücudunun sınırlarını zorlayan bir dayanıklılık sporu. Buz hokeyinden sonra yapılması en zor spor olarak da biliniyor. Sanıldığının tersine yalnızca kol gücüne dayanmıyor. Hatta % 60-70 bacak gücüne % 30-40 oranında da kol gücüne dayanıyor denebilir. Bacak gücünün önemi, tekne içinde kürekçinin raylar üzerinde hareketli olan bir oturağa oturması ve geriye doğru kendini iterken de bacaklarından güç almasından dolayı. Bacak ve kol gücünden sonra, omuz gücü de önemli. Aslında, kürek yaparken vücudun tüm kasları çalışıyor. Bu da kürek sporunu ayrıcalıklı kılıyor. Kürek, yalnızca olimpiyatlara, yarışlara hazırlanmak gibi iddialı bir hedef taşımıyorsa herhangi bir yetenek, fiziksel özellik gibi faktörler olmadan da yapılabilecek bir spor. Yeni yeni farketmeye başladığımız küreğin spor olarak yapılmaya başlanması, aslında çok önceye dayanıyor. İlk olarak spor değil de daha çok gemilerin hareket ettirilmesi amacıyla kullanılıyordu. Buradaki kürekçilerse kölelerdi. Spor olarak yapılmaya başlandıktan sonra ilk resmi yarış, 1829′da İngiltere’de Oxford ve Cambridge üniversiteleri arasında yapıldı. Olimpiyatlaraysa 1900 yılında girdi.
    Fiziksel kondisyonun çok önemli olduğu bu spor dalında üst düzey bir kürekçi olmak için çok iyi antrenman yapmanın dışında, bazı fiziksel özellikler de gerekiyor. Erkekler için en az 1.85 cm boy, bayanlar en az 1.75 cm boy gerekli. ABD milli kürek takımında 1964 yılından bu yana (3000 üst düzey kürekçi için) belirlenen ideal kürekçilerin fiziksel özellikleri şöyle; erkekler için 1.92 m boy ve 88 kg ağırlık, bayanlar için 1.80 m boy ve 77 kg ağırlık. Bu kadarla da bitmiyor. Kol uzunluğu da kürek için çok önemli. Örneğin, aynı boyda, aynı kiloda olan ve aynı antrenmanı yapan iki takım, dakikada 30 kürek çekerek parkuru tamamladığında takımlardan birinin ortalama kol boyu daha fazlaysa yarışı o takımın kazanması çok yüksek.
    Elit (üst düzey sporcu) bir kürekçi olabilmek için küreğe başlama yaşı 12. Bu yaşlarda (12-17 yaş) önerilen antrenmansa ergometre (salonda kürek çekme aleti) çalışmaları, kürek tekniğinin oturtulması, jimnastik gibi çalışmalar. Kemik gelişimi tamamlanmadığından bu yaşlarda ağırlık çalışmaları önerilmiyor. 17 yaşından sonra yoğun kürek çekme, koşu, ağırlık çalışmaları gibi antrenmanlara ağırlık verilmesi gerekiyor. Bir kürekçinin en verimli olduğu yaş aralığıysa 19-24. Ama sağlıklı bir yaşam için de kürek spor olarak yapılabiliyor. Bunun için herhangi bir başlama yaşı yok. Kaç yaşında olursanız başlayabilir ve kollarınızı ve bacaklarınızı hareket ettirebildiğiniz sürece kürek çekebilirsiniz.
    Kürek yarışları (2000 m) 5.20- 8 dakika kadar sürüyor. Bu kadar kısa zamanda çok fazla efor harcandığından, enerji gereksinmesi o ölçüde büyük. Bu enerjinin yaklaşık % 75′lik bölümü aerobik (oksijenli) solunumdan, geriye kalan bölümünü de anaerobik (oksijensiz) solunumdan karşılanır. Üst düzey kürekçilerde maksimum oksijen kullanma kapasiteleri 6.0 – 6.6 L/dk seviyelerinde. Bu düzeyin, diğer dayanıklılık sporlarıyla (triatlon, maraton gibi) karşılaştırıldığında biraz düşük olduğu görülür. Nedeniyse kürekçilerin vücutlarında, diğer dayanıklılık sporcularına göre daha az oranda yağ dokusu bulunması. Vücutta daha az yağ oranı olması da kürek sporuna özgü. Kürekçilerin vücut ağırlığı tekne tarafından desteklendiği için, vücut fazla yağ bağlamaz, daha çok kas dokusu gelişir.
    Nasıl Kürek Çekilir?
    Kürek çekme temel olarak dört aşamadan oluşuyor:
    Yakalama,
    Çekiş,
    Kürek Sonu ve
    Öne Geliş.
    Yakalama, küreği çekmeye başlamadan önceki duruş pozisyonu. Bu pozisyonda kürekçi, kolları gergin olarak en ön noktada, diz iyice kırılmış (diz açısı çok dar) ve baş ileriye doğru dönük durumda olur. Çekiş aşamasında, ayaklardan başlayarak geriye doğru itme hareketi başlar. Bu arada bu hareketle uyumlu olarak gövde yavaş yavaş dik duruma gelir, sonra geriye doğru olan hareketine devam eder. Kollarsa bacak açısının en büyük olduğu anda çekme hareketine başlar. Gövde en son noktaya geldiğinde çekme hareketi tamamlanır. Kürek Sonunda, gövdenin öne doğru hareketine başlamadan önce el bileği hafifçe aşağıya bastırılarak küreğin palasının sudan çıkması sağlanır. Sonra hızlı bir biçimde kürekler ileri doğru fırlatılarak kollar gergin pozisyona getirilir. Öne Gelişteyse, gergin olan kollar yavaşça öne doğru ilerlerken bacaklar bükülür (diz açısı küçülür), oturak ileriye doğru itilerek öne doğru gelinir ve yakalama pozisyonuna geri dönülür. Bu hareketlerin toplamına “bir kürek çekme” deniyor. Bunu tempolu bir şekilde dakikada en az 30 defa yapmak gerekiyor. Normal yarışlarda (2000 m) değişik taktikler uygulanabilir. Eğer takım iyiyse ilk ve son 500 metrede dakikada 47, aradaki 1000 metredeyse dakikada 40 kez çekmek iyi bir yarış çıkarmak anlamına geliyor. Bu arada hız, saniyede 10 metreye kadar çıkabiliyor. Ayrıca deparla çıkmak avantaj sağladığından, ilk 250 metrede dakikada 52-56 kez de çekilebilir. Bunlar daha çok üst düzey yarışlarda uygulanıyor.
    Uluslararası (olimpik) kürek yarışları
    Uluslararası (olimpik) kürek yarışları 2000 m uzunlukta ve 12.5-15 m genişliğinde olan parkurlarda yapılıyor. Kulvar sayısıysa 3-8 arasında değişmekte. Genellikle göl gibi durgun sularda yapılan kürek yarışlarında derinlik, düz ve dalga almayan yerlerde en az 2 m, dalgalı yerlerdeyse en az 3.5 m olmalı. Kürekte ayrıca 1000 ve 5000 metrelik özel yarışlar da yapılabiliyor. Kürek sporunda kullanılan kürek, kayığa bağlı olup tek tarafta ya da her iki tarafta da olabilir. Tek taraftaysa “iki tek, dört tek”, çift taraftaysa “iki çifte, dört çifte” olarak adlandırılır. Ayrıca bazı yarışma sınıflarında, teknede bazen yarışçıların dışında bir de “dümenci” bulunur. Kürekte olimpik yarışma sınıfları, tek çifte (bir yarışçı çift taraflı kürek), iki çifte, dört çifte, iki tek dümencisiz (iki sporcu tek taraflı kürek), iki tek dümencili, dört tek dümencisiz, dört tek dümencili ve sekiz tek dümencili olarak ayrılır.
    Kürek sporunda kürekçiler gittikleri yöne sırtlarını dönerek kürek çekerler. Kanoda bu durum tam tersi olup kürekler de kanoya bağlı olmaz. Teknenin boyu 8.2-19.9 m, eni 29.2 -62.2 cm arasında değişir. Tekne yapımında eskiden ahşap kullanılırken, günümüzde daha hafif ve sağlam olmalarından dolayı fiber, fiberglas ve karbon-fiber-kevlar karışımından yapılan malzemeler kullanılmakta. Teknede ayrıca kürekçinin oturabileceği ray üzerinde ileri geri hareket edebilen, tahta ya da plastikten yapılmış oturaklar bulunur. Kürekçiler ayaklarını, tekne üzerinde sabitlenmiş ve açıları ayarlanabilen ayakkabılara koyarlar.
    R_A

Benzer Konular

  1. Herkes Biliyor - Everybody Knows 2018 TR m1080p x264
    Konu Sahibi mnike Forum Türkçe Dublaj Filmler Diziler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Kasm.2019, 20:55
  2. Herkes Biliyor - Everybody Knows 2018 TR m720p x264
    Konu Sahibi mnike Forum Türkçe Dublaj Filmler Diziler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Kasm.2019, 20:50
  3. Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.Ocak.2019, 15:45
  4. AKP artık bunları yapamayacak
    Konu Sahibi muhteşemturan Forum DP Kafe - Off Topic Hayata Dair
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Haziran.2015, 08:59
  5. Tarihimizle İlgili Bunları Biliyor musunuz?
    Konu Sahibi muhteşemturan Forum DP Kafe - Off Topic Hayata Dair
    Cevap: 14
    Son Mesaj : 18.Kasm.2013, 20:25

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  

Derinport.in internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.
Derinport.in; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.
derinport.in’in yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan iletişime geçerek bildirebilirsiniz.
Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.

| izmir escort | denizli escort | izmir escort | izmir escort | izmir escort | izmir escort | sakarya escort sakarya escort sakarya escort |