HARAM LOKMA YEMENİN HÜKMÜ NEDİR ?



Helâl, şeriatın kesin olarak haram kılmadığı, haram ise, şeriatın haram olduğunu kesinlikle bildirdiği şeylere denir. Fakat haram ile helâl arasındaki şüpheli görülen şeylerin de terk edilmesi gereklidir. Ayet ve Hadislerin ışığında...
Haram lokma yemenin hükmü nedir
-
"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin; eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin. O’na karşı diliniz, bedeniniz ve malınızla, kulluk borcunuz olan şükrü yerine getirin." Bakara 172
"Resûlüm! Kendilerine hangi şeylerin helal edildiğini sana sorarlar. De ki: “Bütün iyi ve temiz olanlar size helal kılındı.Alıştırarak Allah’ın size öğrettiğinden kendilerine öğrettiğiniz avcı hayvanların kendilerine değil size tutu verdiklerinden öldürseler bile yiyin ve üzerine bunları salarken Allah’ın adını anın besmele çekin. Allah’ın emrine uygun yaşayın/aykırı davranmaktan sakının. Şüphesiz ki Allah hesabı çok çabuk görendir.” Maide 4
"Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz (yiyecek ve giyecek) şeyleri (kendinize) haram edip yasaklamayın ve sınırı da aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez." Maide 87
1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Helâl ve haramın belli olduğu ortadadır. Bu ikisinin arasında in*sanların çoğunun helâl mı, haram mı diye şüpheye düştükleri şeyler var*dır. Şüpheli şeylerden kaçınan müminler, dinini, ırz ve namuslarını se*lâmete çıkarmış olurlar.
Şüpheli şeyleri işleyenler, (günün birinde) haramı da işlerler. Bu da korunun veya yasak -bölgenin kenarında sürülerini otlatan bir çobana ben*zer ki, her an korunun içine girme tehlikesi vardır. Uyanın!
Her paşanın ken*dilerine mahsus bir yasak bölgesi vardır (ki, hiç bir -kimse oraya yanaşamaz)
Allah'ın yeryüzünde yasak bölgesi vardır. O da, haram kıldığı şeyler*dir. Uyanık olun!.. İnsanların cesedinde (bir parça) et vardır. O, doğru yol da yürüdüğü zaman, ceset de doğru yürür, yolunu sapıttığı zaman, ceset de yolunu sapıtır. O parça et de hiç şüphesiz, kalbidir.”
Helâl, şeriatın kesin olarak haram kılmadığı, haram ise, şeriatın haram olduğuna kesinlikle bildirdiği şeylere denir. Fakat haram ile helâl arasındaki şüpheli görülen şeylerin de terk edilmesi gereklidir. Çünkü şüp*heli şeylerden sakınmayan ve onu alışkanlık haline getiren kimselerin gü*nün birinde haram olan şeyleri de alışkanlık haline getirebilir. Hiç çekin*meden koru veya yasak bölgenin etrafında hayvan sürülerini otlatarak do*laşan bir çobanın idare ettiği hayvan sürüsü, koru veya yasak bölgenin içine girebilir. Bu yüzden haramın olduğu yerlere yaklaşarak şüpheli görülen şeyleri yapan bir kimsenin haramı da işleyemeyeceği ne malûm?
2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Helâlinde, haramında belli olduğu ortadadır, O halde şüpheli gördüğün şeyleri bırak, olmayanları seç.”
3- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Faizden kazanılan bir dirhem para, Allah'ın nezdinde günah ba*kımından otuz altı kere yapılan zinadan daha kötüdür.”
Faizin zinaden daha kötü olmasının nedeni; zina yapan bir kim*se kesinlikle tövbe edip onu bırakırsa, Allah'ın rahmetine mazhar olabi*lir. Oysa faiz, (karışarak arttırılmış bulunan bir serveti) haramlıktan tas*fiye etmek, onu yeniden helâl ve meşruluğuna kavuşturmak mümkün de*ğildir. Haramdan kurtarılmayan ve ömür boyu onunla zevku sefa sürerek ölen bir kimsenin Allah'ın rahmetine mazhar olması şüpheli olduğundan hadisi şerifte faizin zinadan daha kötü bir günah olduğu açıklanmıştır.
4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şüpheli olan şeyleri bırak, olmayanları seç. Doğruluk, huzur ve mutluluktur. Yalancılık ise, şüpheli ve kötü gaflettir.”
5- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şüpheli olan şeyleri bırak, şüpheli olmayanları seç. Çünkü Al*lah için şüpheli olan şeyleri bırakıp kaçınman, seni ondan gelecek sıkın*tılara maruz bırakmaz.”
6- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Altın, İpek gibi zinet eşyaları, benim ümmetimden ancak kadın*lara helâldir, erkeklere ise, haramdır.”
Kadınlar zinet ehli olduğundan, altın ve gümüş gibi zinet eşya*ları kendilerine helâl kılınmıştır.
7- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Altın, kâfir olan erkeklerin, gümüş ise müslüman erkeklerin zinetidir. Demir ise, cehennem ehlinin zinetidir.”
8- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Hz. Allah, helâldan kazanarak fazla israfa kaçmayan harcayan ve sevabına muhtaç olduğu kıyamet günü için, malının artan kısmını fa*kirlere sadaka olarak veren kimselerden razı olsun.”
9- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Rüşvet alanda verende cehennemliktir.”
Rüşvet, insanlık için tehlikeli olan bir mikroptur. Bunun için davasında haklıyı haksız, haksızı da haklı çıkaran ve hakimi vereceği ke*sin hükmünden çevirdiğinden haram kılınmıştır.
10- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Benden sonra ümmetimin çoğunluğu, yardımcıları devlet adamları olan ve kendilerine birçok isimler verdikleri içkiler içeceklerdir.”
11- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şeytan düşünceli olan kimseler, daha çok (kötülüklerinin ka*rargâhı olarak) hamamları tercih ederler.”
12- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Etini yemiyorum bu yüzden haramdır” diye kertenkele hak*kında kesin bir hüküm vermiyorum.”
Sevgili peygamberimiz, kertenkelenin “etini yemem ve bunun için başkalarına haram da kılmam” sözüyle ortaya koyduğu kapalı ifade*nin sebebi; böyle bir hayvanın Mekke ve Medine civarında bulunmaması, aynı zamanda çeşitlerin çok olması (bazılarının da yenilmemesi) nedenle*rine dayanılmaktadır
13- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“ İpekli elbiseyi, ahirette bir nasibi olmayan (erkek olan) kim*seler giyer.”
14- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Altın gibi zinet eşyaları ve ipekli elbiseleri, ümmetimden ka*dınlara helâl, erkeklere ise haram kılınmıştır.”
15- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Biz müslümanlara eti helâl kılınmış olan iki çeşit ölü hayvan ve bunun yanında helâl kılınmış olan iki çeşit de kan vardır:
Eti helâl olan ölü hayvanlar, balık ile çekirge, helâl olan kan ise, ci*ğer ile dalaktır.”
16- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Dört yerde bile kullanılması kabul olunmayan dört çeşit ka*zanç vardır: İhanetle, hırsızlıkla, ganimet ve yetim malından elde edilen mallardır. Bunların, hacda, umrede, cihadda, savaşda kullanılması ve sada*ka olarak da olsa, verilmesi makbul değildir. (Allah'ın nezdinde sevapları kabul olunmaz.)”
Hadisi şerifte gayri meşru yollarla elde edilen kazançların se*vap olan yerlerde harcanılmasının doğru olmaması, sevap olmayan yerlerde ise harcanılmasının hiç doğru olmadığı kastedilmektedir.
17- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kazançların en güzeli, kişinin alın teriyle, el emeğiyle alış verişle kazandığı meşru maldır.”]
18- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şüphesiz, Hz. Allah, haram kıldığı şeyleri, sizlerden bazıları*nın işleyeceğini bildiğinden haram kılmıştır.
Uyanık olun!., şüphesiz ben, kelebeklerin ne olacağını düşünmeden ateşe, sineklerin sivri maddelerin içine atlamaları gibi, günah işlediğinizden dolayı ateşe atlamanızı önlemek için, arkadan eteklerinize yapışı*yorum.”
19- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Sarhoşluk yapan her şey içki, içki olan her şey de haramdır. O halde dünyada iken, içki içmeye devam edip tövbe etmeden ölen bir kimse, ahirette (cennete girse bile) cennetin tatlı meşrubatlarından içmeyecektir”.
20- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Sarhoşluk yapan her madde haramdır. Çoğu sarhoşluk yapan bir maddenin bir avuç kadarı dahi haramdır.”
Hadisde geçmiş olan “Ferâk” kelimesi 16 litre demektir,
21- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Malı istediği şekilde harcamak, ancak sahibinin hakkıdır.”
Bu hadisi şerifte İslâmiyette mülkiyet, adalet ve hürriyetin bulunduğunu ve mülkiyeti tanımayan komünizm rejimini de red ettiğini ifade eder.[256]
22- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Köpek dişini taşıyan her yırtıcı hayvanın eti haramdır.”
23- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Allah'ı anma gibi ibadetlerin dışında yapılan her türlü iş, (Al*lah'ın nazarında) eğlence ve boş oyalanmadır. Bunlardan yanlız dört hü*küm müstesnadır:
a) Kocanın hanımıyla oynaşması,
b) Erkeğin (savaş için) atını terbiye etmesi,
c) İki ordunun arasında kişinin gururla dolaşması,
d) Kişinin yüzme gibi faydalı şeyleri öğrenmesi."
Bu hadisde Allah'a yapılan kulluk ve ibadetlerin dışında bulu*nan her türlü dünyevi işlerin basit, önemsiz, eğlencelerden ibaret olduğu anlatılıyor.
Ancak, dinimizin haram saymadığı şeylerin yapılması helâldir. Bun*larda, helâl yoldan ticaret yapmak, kazanç sağlamak ve hayatımızı düşmanlara karşı korumak için yapılan işlerdir.
24- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Topukların aşağı kısmına kadar elbise giymek (kişinin gurur*lanmasına neden olduğundan) giyeni cehenneme sokar.”
25- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“(Şimdiye kadar ben) sizleri tulumun dışında her türlü kablarda (hurma, üzüm gibi) maddelerin şıralarını tutmaktan men ediyordum. Şimdi ise, sorhoşluk durumuna sokmayacak şartıyla tutup içebilirsiniz.”
26- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“(Bu ana kadar) ben, sizleri bütün kablarda (hurma, üzüm gi*bi) maddelerin şıralarını tutmaktan men ediyordum. Şimdi ise, sarhoşluk durumundan kaçınmak şartıyla tutup içebilirsiniz.”
25-26 - Her iki hadisin ifade ettiği gerçek şudur: Hurma, üzüm, elma, armut, bal gibi maddelerin şıraları içkiye dönüş*meden evvel içilmesi helâldir. Fakat rakı, şarap, bira gibi sarhoşluk yapan maddelere dönüştükten sonra içilmesi kesinlikle haramdır,
27- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“(Bu ana kadar) ben, sizleri -zenginler fakirlere yardım etsin*ler diye- üç günden fazla kurbanların etini yemekten ve saklamaktan men ederdim. Şimdi ise, dilediğiniz şekilde yiyip yedirebildiğiniz gibi saklayabilirsiniz de.”
28- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“(Şimdiye kadar) ben, sizlerin kabirleri ziyaret etmenizi yasak*ladım. Dikkatli olun! Kabri ziyaret edebilirsiniz. Çünkü kabri ziyaret et*mek, kalbi yumuşatır, gözleri yaşartır, ahireti hatırlatır. (Yanlız yüksek sesle ağlamak, bağırıp çağırmak, elbisesini yırtmak gibi hareketler yapa*rak kötü sözler söylemeyin)”
29- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“(Helâl mi, haram mı diye) kalbini kurcalanan her şeyi terk et.”
30- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İnsanların göreceklerini istemediğin şeyleri tenha yerlerde yapma.”
Kişinin Allah'ın rızasına ve dinin hükümlerine aykırı olduğu için başkalarının huzurunda yapmaktan çekindiği gibi, tenha yerlerde de yapmaması gerekir. Çünkü Allah'ın görmesi, başkalarının görmesinden da*ha önemlidir.
31- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“(Mal sahibinin rızası olmadan) kaçırmak ve zorla almak gibi vesilelerle elde edilen her türlü mal, (senin için) helâl değildir.”
32- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Zorla elde edilen mal, (haramlık bakımından ölü bir hayvanın etini yemekten farklı değildir.”
Başkasının malı, senin için ancak alış-veriş gibi rızasını tahsil eden sebeplerle helâl olabilir.
Bunun dışında hiç bir şekilde başkasının malı senin için, helâl olmaz. Çünkü İslâm dininde mülkiyet hakkı vardır.
33- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şüphe yok ki, Allah'ın nezdinde günahların en büyüğü kişinin nafakasını vermekle mükellef bulunduğu (oğlu, kızı gibi) kimseleri yok etmektir.”
34- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şüphe yok ki, dünyada karnı en tok olan (dolayısıyla gaflet, içinde ömrünü tüketen kimseler) kıyamet günü en aç kimseler olacaktır.”
35- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şüphe yok ki, fizik kapısı arş-ı âlâdan yere kadar açıktır. Hz. Allah her kulun azmine çalışma gayretine göre rızkını verecektir."
36- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Muhakkak ki, (araştırıp sormadan, helâl-haram demeden, de*nize dalar gibi) ellerine geçirdikleri her türlü malı yiyenler için, cehennem ateşi vardır.”
37- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Hiç bir kimse, alnının teri ve ellerinin emeğiyle kazandığın*dan daha iyisini yememiştir.
Şüphesiz Davud peygamber, el emeğinden kazandığını yerdi.”
38- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Elma ve hurmadan yapılan alkollü her madde içkidir.”
39- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Buğday, hurma, arpa, üzüm ve baldan imal edilen alkollü şey*ler içkidir.”
40- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Helâli araştırmak için peşinden koşan sonra da geceyi yor*gunluk içinde geçiren kimsenin günahları af olunur.”
41- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Yalancı şahitlikte bulunarak bir müslümanın malının elinden alınmasına veya kanının dökülmesine sebep olan kimse, cehennem ateşi*ni hak etmiş olur.”
42- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Çoğu sarhoşluk yapan bir maddenin azı da haramdır.”
43- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kedinin eti satılarak elde edilen paranın yenilmesi yasak*lanmıştır. (Çünkü yırtıcı olan hayvanların eti yenilmediğinden, kedi de yır*tıcı bir hayvan olduğu için, eti haramdır.)”
44- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kertenkelenin etinin yenilmesi yasaklanmıştır.”
Peygamber efendimiz 12. hadisinde “ben kertenkelenin etini yemem ve başkalarına da haramdır demem” sözüyle kapalı olarak buyur*duğu ifadenin sebebi; kertenkelenin haram olması hakkında henüz Allah'*ın vahyi inmemesinden dolayıdır. Peygamberimizin bu hadiste kertenkele*nin etinin yenilmesini yasaklamasının sebebi, vahiyden sonra gelen Allah'ın kesin emrindendir. Bu yüzden iki hadisin arasında herhangi bir çe*lişki yoktur.
45- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Sevgili peygamberimiz, köpek dişini taşıyan ve pençeli olan her kuşun etinin yenilmesini yasaklamıştır.”
46- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Sevgili peygamberimiz ehli olan eşeklerin etlerinin yenilme*sini, yasaklamıştır.”
Ehli olan merkeplerin eti haramdır. Fakat yabani merkeplerin eti helâldir.
47- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Peygamber efendimiz at, katır, merkep ve köpek dişli olan yırtıcı hayvanların etlerinin yenilmesini yasaklamıştır.”
Peygamber efendimiz atların etinin yenilmesini haram oldu*ğundan değil, belki savaş için araç olduğu için, yasaklamıştır.
Katır anasına bağlı olduğundan dolayı anasına göre hüküm verilir. Anası kısrak ise, eti yenir, merkep ise eti yenmez.
48- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Sevgili peygamberimiz, herhangi bir yerde beklettirilerek okla öldürülen hayvanın etinin yenilmesini yasaklamıştır.”
Helal ve haram yemenin maneviyata etkisi hakkında bir makale.
Mevlâna Celaleddin Rumî Hazretleri Mesnevi-i Şerif'te beyan buyurmuştur ki, İnsanın ruhunu emziren iki ana vardır: Melek ve şeytan...
Elbette meleğin de şeytanın da sütü olmaz. Bundan maksat, onların vasfına uygun olan sıfatlardır ve mecazidir.
Melek kimin ruhunu emzirirse, o helâl kazanca ulaşır. Şehvet ve gazap gibi hayvanî kuvvetleri takviye eden gıdayı emziren de şeytandır. Gazap geldiğinde, mümin insanın aklının üçte ikisi gider.
Gıdası haram olanın ameli çirkin olur. Kimin ruhunu da melek emzirir ve kalbine yoldaş olursa, o kimse ibadet ve taata ulaşır, halim-selim olur adeta melekleşir.
Şeytan kimi emzirirse, isyana, harama, günaha, şehvet ve gazaba, haram lokmaya doğru meyleder.
Şunu unutmamalıdır ki, bir kimse nefsanî hazlara kapılarak isyan ve günahtan hoşlanıyorsa, kendinde olumsuz değişiklikler görüyorsa, bedenine haramı katıp katmadığını araştırmalıdır.
Haram lokma yendiği dakikada melek ilhamını keser. Rahmanî feyz ve bereket kalbe inmez. Böylece o kimsenin sıfatı değişir. Onun için dervişliğin yüzde doksanı helâl lokmadır. Yüzde onu da gayrettir.
İbadet ve taatin gücü helâl lokmadadır. Namazlara kalkamıyorsan, zikirlerden lezzet alamıyorsan, Allah adamları ile ülfet ve sohbetten hoşlanmıyorsan, karnındaki haram lokmaya dikkat et! Sarhoş adam namazda da sallanır, Kur'an okurken de sallanır. Oruç tutsa, ertesi günkü orucunda sarhoşluk devam eder. Haram lokma yiyenin sarhoşluğu, tövbe de etse kırk gün sürer.
İlim, hikmet, aşk ve merhamet helâl lokmadan, gazap, şehvet, dert ve bela haram lokmadan meydana gelir. Bilinmez mi ki buğday ekilen yerden arpa bitmez. Arpa ekilen yerden de buğday bitmez. Buğday insan, arpa hayvan gıdasıdır. Sen buğday cinsinden ye. Yani insana helâl olana dikkat et. İnsanı ilâhi emirlerin dışına çıkaracak çirkin işlere girme.
Helal lokma tohum gibidir. Meyvesi güzel fikir, tefekkür ve tövbedir. Haram lokma afyon gibidir. İnsanı gaflete sürükler, Allah'a itaatten uzak bırakır.
Helal lokma minare gibidir, yükseltir. Haram lokma kömür kuyuları gibidir, aşağı aşağı indirir.
Ey insan! Şeytana uymamak, tövbeni bozmadan sabit kalmak istiyorsan, yediğini arındır, dinin emirlerine uydur. Nasıl mı? Haram katma, faiz sokma! Faizli lokma ebediyyen kalbi harap eder.
Bir konuda haramı helâl görmek isteyen bir adam yüz hocaya fetva soruyor. Doksan dokuzu haram, bir tanesi helâl derse, elbette ki doksan dokuzu dinlemek gerekir. Bir kişi yanılabilir, unutabilir, okuduğunu yanlış anlamış olabilir. Haram olan şeyi helâl saymak için bahane aramamalıdır.
Allah Tealâ haram ve helâlin yanında şüpheliyi de yaratmıştır. Şüpheliden sakınmak gerekir. Şüphelilerden sakınan namusunu, ırzını, dinini, her şeyini korumuş olmakla yükseklerin yükseğine yükselir. Demek ki Allah'a kavuşmanın, diğer bir tabirle veli olmanın başlangıcı şüpheliden sakınmaktır.
Şüphelinin harama götürebileceği göz önüne alınarak çok dikkatli olmalıdır. Günümüzde pek çok şüpheli mesele vardır ki, müslümanların onları helâl kabul etmesinden korkulur.
Habib-i Hüda s.a.v. hadis-i şerifte buyurur ki:
"Helâl ve haram bellidir. Bir de ikisinin arasında şüpheliler vardır. İnsanlardan birçoğu şüphelileri bilmez. Kim şüpheliden sakınırsa, muhakkak o dinini ve haysiyetini temizlemiştir. Sakınmayan harama düşer."
Şüphelileri terk etmek kulun imanını kâmil eder. Şüphelileri terk etmeyen şeytanın tuzağına düşer, harama yaklaşır. Haramın küçüğüne yaklaşan kişi, eğer bunu önemsemezse büyük günahlara girer. Böylece kendi kalbini ifsat eder ve cehenneme müstehak olur.


Haram lokma yemenin hükmü nedir