Her Durumda Allahü Teâlâya Güvenmek




Allahü teâlânın takdîrine râzı olmak, Ona tevekkül etmek, güvenmektir. Tevekkül, bütün işleri Allahü teâlâya ısmarlamak, bir işe başlarken Ona güvenmektir.

Kalbin, her işte, Allahü teâlâya itimât etmesine, güvenmesine, tevekkül denir. Şecâ'atin, kahramanlığın temeli de, Allahü teâlânın takdîrine râzı olmak, Ona tevekkül etmek, güvenmektir. Tevekkül, bütün işleri Allahü teâlâya ısmarlamak, bir işe başlarken Ona güvenmektir. Ebû Muhammed Râşî hazretleri buyuruyor ki:
“Kendin ile Allahü teâlâ arasında en büyük engel, hep kendi menfâatini düşünmek ve kendin gibi, bir âcize güvenmektir. Sofîlik, istediğin her yere gidebilmek, bulutların gölgesinde râhat etmek ve herkesten hürmet görmek değildir. Her hâlinde, Allahü teâlâya güvenmektir.”
Ebû Hamza Bağdâdî hazretleri bir gece yolculuğa çıkar. Gece yarısından sonra uyku bastırır ve yol kenarındaki içi boş bir kuyuya düşer. Etrâfına bakınır fakat çıkabilecek durumda değildir. Tevekkül üzere kuyunun içinde oturur. O sırada kuyunun başına iki kişi gelir ve biri diğerine;
-Bu kuyuyu böyle açık bırakmamız uygun olmaz. Onu dolduralım der. Diğeri ise;
-Bu kuyuyu dolduramayız ancak bunun ağzını kapatalım der. Onlar böyle konuşurken Ebû Hamza Bağdâdî hazretleri, ben buradayım demek ister ama o ânda kalbine; “Allahü teâlâya tevekkül ettiğin hâlde, Onu başkasına şikâyet mi ediyorsun?” diye bir düşünce gelir. Bunun üzerine susar. Gelenler kuyunun ağzını kapatıp giderler. Ebû Hamza Bağdâdî hazretleri, bir gün ve gece kuyuda kaldıktan sonra, yırtıcı bir hayvan kuyunun ağzını açar ayağını uzatır, o da hayvanın ayağına yapışıp kuyunun dışına çıkar. O sırada; “Ey Ebû Hamza! Korktuğun yerden, korktuğun şeyle kurtarıldın” diye bir ses işitir.
Bir gün, Ebû Ali Dekkâk hazretlerinin meclisine bir kimse tevekkülün ne olduğunu sormak için gelir. Fakat bu kimse, içeri girince Ebû Ali Dekkâk hazretlerinin başında çok kıymetli bir sarık olduğunu görür ve gönlü o sarığa meyleder. Bu sırada Ebû Ali Dekkâk hazretleri gelen kimseye dönüp;
-Tevekkül, Allahü teâlâya îtimâd etmek, güvenmektir. Onun, bunun sarığına tamah etmemek, göz dikmemektir buyurur ve sarığını çıkartıp o kimseye hediye eder.
Netice olarak, Allahü teâlânın merhametine, ihsânına itimât etmeli, emrettiklerini yapmalı ve yasak ettiklerinden de sakınmalıdır. Ebû Yâkûb Nehrecûrî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Gerçek tevekkül sâhibi, her şeyi Allahü teâlâdan bekler, başkasına eziyet ve sıkıntı vermez. Başına gelen belâ ve musîbetlerden dolayı kimseden şikâyetçi olmaz. Mahrum kaldığı şeyler sebebiyle de kimseyi kötülemez. Çünkü o, hayrın da, şerrin de, Allahü teâlâdan olduğuna îmân etmiştir.”

Osman Ünlü